04 Temmuz 2008 Cuma 03:24  Güzel Yaşamanın Sırları 16:18:41  Burçlara Göre Saç Renkleri 12:15:25  Sıcak Havalarda Sağlığımıza Dikkat 12:12:06  Diyet Yapmadan İncelmek 12:07:17  2008 Yaz Modası 12:04:43  Bebeğinizin Sağlıklı Beslenmesi 12:00:32  Galatasaray ın Yıldızı Lincoln Geldi 11:55:55  Bengü den Son Albüm 11:42:50  Yazın Hamile Kalan Anneler Dikkat 11:41:21  Burçlara Göre Erkekleri Tanıyın 11:37:45  
 Çok Okunanlar
 Var Mısın Yok Musun da Arda Turan Yarışıcak  Murat Boz Yeni Albümü Çok Yakında!
 Burçlara Göre Saç Renkleri
 Burçlara Göre Erkekleri Tanıyın
 Erkeklerin Sevgililerinden Duymak İstedikleri
 Emre Belezoğlu Evlendi!
 Evlenilmemesi Gereken Erkek Türleri :)
 Kandiliniz Mübarek Olsun
 Yazın Hamile Kalan Anneler Dikkat
 2008 Yaz Modası
 Serdar Ortaç Son Albümü
 Çok Yorumlananlar
 Var Mısın Yok Musun da Arda Turan Yarışıcak  Murat Boz Yeni Albümü Çok Yakında!
 Kandiliniz Mübarek Olsun
 Erkeklerin Sevgililerinden Duymak İstedikleri
 Evlenilmemesi Gereken Erkek Türleri :)
 Emre Belezoğlu Evlendi!
 Serdar Ortaç Son Albümü
 Keremcem Son Albümü
 Burçlara Göre Erkekleri Tanıyın
 Yazın Hamile Kalan Anneler Dikkat
 Bengü den Son Albüm
sohbet
SİZDE BU KADAR SEVEBİLİRMİSİNİZ ?
Çok duygusal yaşanmış bir aşk hikayesi
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.
Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."

Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına
kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.
Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin kalması için dua ediyordu.


Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."



12:39:24
04 Temmuz 2008
Bu haber  574  kere okundu Yazıcıya Yolla
      YORUMLAR
 selda  2008-05-13
  aşk ve ihanet
 süper böle sevgi yok sanırdım çok duygulandım
 sandy  2008-05-12
  Sizde bukadar sevebilirmisiniz?
 cok güzel bir okadarda acikli hikaye duygu yüklü
begendim ben bu kadar sevebilirmiydim bilemiyorum?
 edip  2008-05-10
  cok guzel
 ya bukadar guzel bı hıkaye olamaz ve bu kkadarda buyuk sevgı olamaz ugrunda ölünecek bı seygi bulsaydım şimdi ölmüş olurdum
 ceren  2008-05-08
  aşk dediğin böle olur
 aşk dediğin böyle olur abiii okurken ağladım yaa nasıl güzel ve tertemiz hiç yalansız bir aşk keşke böle aşk şimdide olsa şimdikiler ya dalga yada kullanmak için başka hiç bişi değil tabi sonu böle bitmesinn...
         BU HABERE YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir
Partner Linkler: aşk | aşk | aşk sözleri | sohbet | Sohbet Odaları | güzel sözler | aşk | çet | Katlanır cam | cam balkon | cam balkon | katlanır cam balkon | cam balkon | çet | öpüşme balkon camlama | cam balkon | şarkı sözleri |
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Günün Resmi
Gerçekten Harika
 Son Eklenen 5 Video
Murat Boz Uçurum Şarkısı
Memati nin Türküsü Kurtlar Vadisi
Burhan Altıntop Varmısın Yokmusun 3. Kısım
Burhan Altıntop Varmısın Yokmusun 2. Kısım
Burhan Altıntop Varmısın Yokmusun 1. Kısım
Son Eklenen 5 Resim
Gerçekten Harika
Denecek Kelime Yok Muhteşem
Gerçekten Doğa Harika
Böyle Bi Yerde Olmayı İstemezmi İnsan ?
Doğa Harikalarla Dolu
Genel Editör
By SaMaNYoLu
Şehitler ölmez
Yazarlarimiz
By NefRet
ArapLar Bizi Arkamızdanmı Vurdu
Misafir Yazarlar
By X
Iletisim | Hakkimizda | Anasayfam Yap | Sik Kullanilanlara Ekle
Eğlence