(Karadenizi bilirsiniz ve karadeniz deyince akla gelen ilk şeyi… Evet, hamsi dediğinizi duyar gibiyiz... Aşağıdaki hikayede, hamsi aşkıyla yanıp tutaşan bir reisin sevgiliden (hamsiden) ayrı kalma düşüncesi üzerine yaşadığı derin ızdıraba tanık olacaksınız... Ve maşuku ile ebediyyen beraber olacağı müjdesini alınca yaşadığı sarhoşluğa...)
Karadenizli bir reistir o... İsmi nureddin... Rizenin, Ardeşen ilçesinde yaşayan bir garib aşık… Nureddin reis ömrünü karadenizin hırçın dalgaları arasında geçirmiş 47 yaşında bir hamsi aşığıdır. Hamsiyi o kadar çok sever ki; hamsisiz bir hayatın kendisi için mümkün olamayacağından dem vurur eşe, dosta, tanıdık-tanımadık herkese... Hamsiye olan muhabbeti hayatının her anına sirayet etmiştir Nureddin reisin... Eşi Safiye hanım ile olan birlikteliğinden dünyaya gelen iki evladına koyduğu isimler bile onun tarifsiz aşkını ilan eder aleme... 19 yaşındaki kız evladının adı hamsiye, 8 yaşındaki oğlunun ismi ise hamsi`dir...
Hamsiye olan aşkı öylesine derindir ki; zaman zaman latifeye vurur aşkını, kendi kendine; `Allahum Allahum ha benu insan olarak değul da bir hamsi olarak yarataydun daa`… Gerçi Nureddin reisin bu duasına, onun hamsiye olan muhabbetini bilenler canı gönülden `amiiin` diye eşlik ederlermiş... O ise onlara bakar ve bir tatlı tebessüm edermiş yalnızca... Evet, hamsi herşeyi olmuştur Nureddin reisin hayatında... Hamsi herşeyidir onun. Kıldığı 5 vakit namazın sonrasında ellerini yüceler yücesinin dergahına kaldırarak, ‘Allahum’, Der ‘Ha benu bu hamsiden ayırma da, bu derdi sen verdun ama olma oni` diye ağlar, inler imiş...
Nerden çıkmıştır bu hamsi aşkı bilinmez nureddin reisin... Kendiside bilmez işin garibi... Herhalde, `Benum babam ömrü hayatında bir tane bile hamsi tutamamış, ha bu karadenizden... Ama her dua ettiğinde "Allahum bana bir tane hamsi nasib et" dermiş... Yüce Rabbim de ona hamsi gibi bir evlat vermiş` der, sonra da kendi kendine gülermiş...
Günleri böylece geçip giderken, birgün aklına bir soru takılmış nureddin reisin... Bu soru onu müthiş huzursuz etmiş... Artık günleri neşeden uzak geçer olmuş... Bu soruyu sorup kurtulmak istemiş ama olumsuz bir cevab almaktan korkmuş... Böyle bir durumda o olumsuz cevabın, hayatının tamamen kararmasına sebeb olacağını çok iyi biliyormuş...
Günleri elem içinde geçerken nureddin reisin, o sıralarda okuduğu bir haber ile irkilmiş ve umutlanmış... `Aslen türk olan dünyaca ünlü bir vaiz Osman Pekacar, bir dizi sohbet ve vaazlarda bulunmak üzere Türkiye`ye gelecek...` Bu haber Nureddin Reisin gönlüne su serpmiş... `Evet`, demiş kendi kendine `Osman Hocam bu sorunun cevabının bilir... Ama gelmesine yaklaşık Bir hafta var, bu ızdıraba daha ne kadar dayanabilecektir ki... Aklında ki o soru hayata küsmesine sebeb olmuşken, daha ne kadar sabredebilir.. Ama dişini sıkmış Nureddin Reis, ne de olsa o, hırçın karadenizin dalgaları ile boğuşmuş ve alt etmiş bir hamsi pehlivanı...Neyse ki sayılı gün çabuk geçmiş ve 23 Mart 1993 tarihinde ünlü türk vaiz ayak basmış İstanbul`a... Osman HOca`nın İstanbul`a ayak basması, Nureddin Reis için Neil Amstrong`un ay`a ayak basmasından daha kıymetli tabi... Sanki bir daha doğmuş Nureddin Reis... Çünkü biliyor ki sorunun cevabı mutlaka alınacak. Az çok araştırmış Osman Hoca kimdir? diye... Okuduğu, duyduğu şeyler, sorusuna alacağı cevab hususunda kendini daha da bi emin hissetmesine sebeb olmuş... Osman Pekacar Amerika`da, Almanya`da, İngiltere`de, İspanya`da, Fransa`da ve daha birçok ülkede yaptığı sohbetlerle binlerce insanın hidayete kavuşmasına vesile olan ilim sahibi bir zat... Eğitimini el-Ezher`de derece ile tamamlamış bir alim... Bugüne kadar kendisine sorulup da cevabını veremediği bir soru yok. Osman Hoca`nın 24 Mart`ta İstanbul`da, şehrin en büyük camiisi `Süleymaniye Camii`de saat 12:00`de bir vaaz vereceği haberini alır almaz, arabasına atladığı gibi İstanbul`da almış soluğu... Heyecanlıdır, artık sıkıntısı dinecektir... Yanlızca birgün sonra... Bir akrabalarının evinde misafir olur o gün... Ertesi sabah uyandıgında akrabaları ile vedalaşır ve dogru Süleymaniye Camii`ne gider... Saat, 11:00 gibidir.. Süleymaniye Camiinin ihtişamını seyre dalar Nureddin Reis... Birden Osman Hoca`nın belirdiğini farkeder sonra kürsüde... Muhteşem bir kalabalık vardır...Binlerce insan pür dikkat Osman Hoca`yı dinler... Müthiş bir sohbet olmaktadır... Cemaat heyecan icinde... Yaklaşık 3 saatin ardından artık sohbetin sonuna dogru gelinmiştir... Osman Hoca kalabalığa hitaben:
‘Bir sorusu olan var mı?’, diye seslenir.
Sohbetin tesiriyle mest olan cemaatten ses yoktur... Yanlızca bir el havada... Nureddin Reis... Kısaca kendini tanıtır, derdini anlatır ve sorusunu sorar:
`Hocam Allah aşkuna söyleyin pana ha bu cennette hamsi varmi dur?, Bu soruyu işiten Osman Hoca ve cemaat tebessüm eder... Osman Hoca `evet` manasında başını sallayınca tarifsiz bir mutluluk hissi kaplar Nureddin Reis`in içini...
Lakin tutamaz kendini ve bir soru daha sorar:
`Peki hamsileru biz mi tutacağuz yoksa ordakiler mu?
Enfes.NET :
06-22-2005 Tarihinde yayın hayatına başlamıştır. Web Sitemiz Google aramalarında ; aşk, aşk sözleri, fotoğraflar, gül resimleri, maniler, mesajlar, aşk mesajları, aşk şiirleri, aşk hikayeleri, şarkı sözleri, güzel sözler, öpüşme, saç şekilleri, öpüşme şekilleri,diyet, güzel resimler, video izle, ev dekorasyon, yerli diziler, moda, sinema, sağlık, diyet, egzersiz, astroloji, rüya yorumları, rüya tabirleri, fıkralar, cinsellik, erkek moda, 2007 moda, 2008 moda, abiye, cam balkon, katlanır cam, barkod, patent, marka, cam balkon sistemleri gibi aramalara öncülük eden kaliteli bir web sitedir. Sitemizin içerikleri gelen talepler üzerine düzenlenip güncellenmektedir. Son Güncelleme : 26.08.2008 Saat
15:26:58 dır.