O akşam komşulara gitmiştik. Aslında ben böyle akşam oturmalarından hiç hoşlanmam. Hele bir de tanımadığım insanlar da varsa, o gece benim için adeta işkence olur. Bir köşede kendi halime otururum. Odanın sağına soluna bakar uğraşacak bir şeyler ararım. Bazen duvardaki bir resme takılırım, bazen bir dolap kapağına. Uğraşacak bir şey bulamazsam. Hayal kurmaya çalışırım. O da olmazsa içinden önce birere birer, sonra ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder sayarım. En fazla on altışara kadar çıkmışlığım da vardır. Bizimkiler benim böyle ortamlardan hoşlanmadığımı bildiklerinden çok zaman ısrar etmezler. O gün eski bir komşumuzun babası vefat etmişti. Ve cenazede bulunamamıştık. Adamla o kadar hukukumuz var. Telefonla baş sağlığı dilemek olmaz. Çaresiz gittim. Ev çok küçük ve kalabalıktı. Kadınları karşı komşularına oturtmuşlar. Salona geçtik. Bir köşeye oturdum. Ev sahibi önce bizi tanıttı. Sonra da salondakileri. Ben içlerinde en önemsiz ve gereksiz kendimi gördüm. Yaşım gereği de en genç bendim. Çok geçmeden sıkılmaya başladım. sağa sola baktım. İlgimi çeken hiçbir şey yok. Ya insan evin bir duvarına şöyle bir resim asmaz mı? Tek resim yeter bana çevreye üzerinde gözlerinle gider gelirim, çizgileri takip ederim. Şurası olmamış burası olmuş diye kendimce yorumlar yaparım. Daha olmadı resmi o kadar insanın içinde duvardan çıkarıp yere çarptığımı hayal ederim vakit geçiririm. Ama yok, halıya bakıyorum halı da çok sade. Çaresiz sayı saymaya başladım. Galiba dördere kadar gelmiştim. Misafirlerden birisi TV’yi açalım dedi. Ben içimden uzun bir oh çektim. Ama boşa heveslenmişim. Sadece bir maç skoruna bakıldı. Tam TV kapanacakken birisi “Dur dur” dedi. Bir tane de alt yazı okundu. Sonra TV kapandı. Benim de dikkatim dağıldı. Konuşulanlara kulak kabartmaya başladım. Sonra kendi kendime sahi dedim, burası cenaze evi değil mi? Neden hiç rahmetliden konuşulmuyor. Alt yazı Çin’le ilgiliymiş. Salondaki herkes Çin mallarından dertli. Birisi diyor “dünya piyasası alt üst oldu”, birisi diyor “bizim işleri mahvetti.” Sonra “Türk” diyorlar, “yerli malı” diyorlar. Birisi “Arkadaş” diyor “Türk dediğin Türk malı kullanacak 5se 50 verecek yine Türk malı kullanacak.” Hepsi tasdikliyor, “Doğru” diyorlar. “Zaten ürettiklerinin hepsi adi bir kullanışta bozuluyor.” Bir diğeri “Birader adamlar memleketi istila etti” diyor. Ve bir de fıkra anlatıyor. Bir gün İngiliz, Fransız, Alman bir de Çinli bir yerde toplanmış. İngiliz ayağa kalkmış “Biz” demiş “Şu kadar milyon sterlin yatırım yaptık, şu kadar ihracat şu kadar ithalat yaptık,” Fransız kalkmış “Biz şu kadar üretim yaptık şu kadar ihracat yaptık.” Alman kalkmış “Biz de şu kadar milyon Avro ürettik şu kadarını ihraç ettik.” demiş. Çinliye dönüp bakmışlar ki Çinli uyuyor. Boş verin onu uyusun demişler. İkinci sene aynı ekip tekrar toplanmış yine aynı şekilde sırayla kalkıp şu kadar ürettik şu kadar ihraç ettik demişler. Çinliye dönmüşler Çinli yine uyuyor. Üçüncü sene yine aynı. Şu kadar ürettik şu kadarını ihraç ettik. Çinli yine uyuyor. İçlerinden birisi “Ya kaldırın şu Çinliyi üç senedir uyuyor bakalım o ne yapmış?” demiş. Çinliyi uyandırmışlar “Sen ne ürettin demişler” Çinli “Bana bir şey sormayın gidin evlerinizde mutfağa bakın” demiş yine yatmış. Toplantı dağılmış herkes evine gitmiş. Hepsi de mutfağa koşmuş. Bir de bakmışlar ki kap kacak ne varsa hepsinin arkasında “Made in China” yazıyor. Sonra da “Bu adam uyuduğu halde mutfağa kadar girmiş bir de uyanık olsa deyyus yatak odasına kadar girecek” demişler. Fıkradan sonra önce gülündü sonra da Çinlilere teker teker küfredildi. Bu arada çay geldi. içtikten sonra bardağın altına baktım “Made in China” yazıyor. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Sonra yanımdaki yaşlı adam “Saat kaç yiğen?” diye sordu. “Dokuzu kırk geçiyor” dedim. “Benimki durmuş şunu ayarlayıver, benim gözüm görmüyor.” deyip saatini uzattı. Ayarladım altına baktım Made in China. “Buyur amca” dedim. Saati koluna takarken Çinlilere üçüncü defa küfrediyordu. Öbür yanımdaki adam da “Arkadaş bunlar asmayla kesmeyle bitmez hepsini kısırlaştıracaksın” deyip bir sigara yaktı. Çakmağı ve paketi önümdeki sehpaya koydu. Çakmağı elime alıp baktım o da ne Made in China. “Değil mi hoca?” dedi “Evet evet” dedim. Güleceğim olmayacak. Karşımdaki de sanki çoraptaki yazıyı gözüme sokarcasına bacak bacak üstüne atmaz mı? Çorap da mı ithal ediliyordu ülkemizde? Haydi diyelim ithal ediliyor bu kadar bariz mi yazılır “Made in China” diye. Misafirlerin içinde iki tane de öğretmen vardı. Birisi “Bende bir yazı vardı” deyip çantasını almaya gitti. Çantadaki yazıyı göremedim ama yanımdaki adam kalemi isteyip öğretmenin okuduğu ilginç istatistikleri sigara kağıdına yazarken kalemin üzerindeki Made in China yazısını gördüm. İçimden neler geçiyor neler. Ayağa kalkıp ”Evet var mı başka kendini güvenen, vatanını milletini seven?” diyeceğim. Birisi “İşte şu telefon Çin’den geldi.” deyip bir telefon çıkardı. Kaldı dört kişi ikisi Türk malı diyor da başka bir şey demiyor. Birisi babam. Babamı bilirim ucuz diye Çin malını çok sever. Kaç defa tornavidayı kılıç gibi tutup “Çin mallı olmasa şuncacık şey Valla 5 milyondan aşağı alınmazdı. Şimdi 1 milyon dediğini duymuşumdur.” Diğeri nedense hiç konuşmuyor Çin konusu açılınca yüzü gözü değişti. Sonra başka konular açıldı. Spor siyaset derken vakit hayli ilerledi. Benim aklımsa hala Çin mallarında o kadar kafama takıldı ki diğer üç adamın Çin malı kullandığını görmezsem uyku tutmayacak. Ama yok. Üzerlerinde Çin malına benzer hiçbir şey yok. Çok geçmeden “Kalkalım” dediler. Ben yarı üzgün yarı memnun toparlandım. Çıkarken paltomu alıyordum, Çin malı kullanmam diyenin birisi “Oğlum şu şemsiyeyi uzat” dedi. Alırken bilerek düşürdüm. Hemen yere eğilip sağına soluna baktım. Made in China. “Buyur” diye uzattım. Fazla mı güldüm bilmiyorum. “Başka rengi yoktu da ondan bunu aldım.” dedi. Ben rengine falan dikkat etmemiştim. Baktım, meğer bayan şemsiyesiymiş. Kaldı iki kişi. kapıdan çıkıp ayakkabılarımı giymek için eğildim. Arkamdan birisi “Onlar benim” dedi. “Ha pardon” deyip çekildim. Aa ben bunu nasıl görmemişim giymeye çalıştığım ayakkabının içinde de Made in China yazıyor. İçim nasıl rahatladı bilemezsiniz? Sanki üzerimden ağır bir yük kalktı. Son bir adam kaldı o zaten Çin malı konusunda konuşmamıştı. O Çin malı kullanmasa da olur derken karşı daireden kadınlar çıkmaya başladı. Bir de ne göreyim Çin malı kullanmayan adamın karısı Çinliymiş. Mahsus en arkaya kaldım. Ev sahiplerine veda edip Çin malı anahtarlığımı çıkarıp sallaya sallaya büyük bir zevkle merdivenlerden indim.
Enfes.NET :
06-22-2005 Tarihinde yayın hayatına başlamıştır. Web Sitemiz Google aramalarında ; aşk, aşk sözleri, fotoğraflar, gül resimleri, maniler, mesajlar, aşk mesajları, aşk şiirleri, aşk hikayeleri, şarkı sözleri, güzel sözler, öpüşme, saç şekilleri, öpüşme şekilleri,diyet, güzel resimler, video izle, ev dekorasyon, yerli diziler, moda, sinema, sağlık, diyet, egzersiz, astroloji, rüya yorumları, rüya tabirleri, fıkralar, cinsellik, erkek moda, 2007 moda, 2008 moda, abiye, cam balkon, katlanır cam, barkod, patent, marka, cam balkon sistemleri gibi aramalara öncülük eden kaliteli bir web sitedir. Sitemizin içerikleri gelen talepler üzerine düzenlenip güncellenmektedir. Son Güncelleme : 26.08.2008 Saat
15:26:58 dır.