04 Aralık 2008 Perşembe 13:54  Cil Çatlakları Ve Sorunları İçin Öneriler 14:02:55  Menepoz Ve Kısırlıkta Büyük Gelişmeler 13:55:26  2009 Kış Modasının Bilinmeyenleri 13:50:30  Ebru Gündeşden İlginç Açıklamalar 13:37:02  Lahana Yağı Ve Lahana Hapı Yararları 02:06:12  Kadınlara Erkekler Soruldu :) 02:04:16  Burçlar Ve Bilinmeyen Yönleri 02:02:16  Burcunuzun Şarkısı :) 02:00:32  En Kolay Zayıflama Yöntemleri 01:59:03  Hangi Doğum Sağlıklı 01:55:26  
 Çok Okunanlar
 Cil Çatlakları Ve Sorunları İçin Öneriler  Ebru Gündeşden İlginç Açıklamalar
 Menepoz Ve Kısırlıkta Büyük Gelişmeler
 2009 Kış Modasının Bilinmeyenleri
 Çok Yorumlananlar
 Ebru Gündeşden İlginç Açıklamalar  2009 Kış Modasının Bilinmeyenleri
 Menepoz Ve Kısırlıkta Büyük Gelişmeler
 Cil Çatlakları Ve Sorunları İçin Öneriler
Merhaba Dünya

Merhaba Dünya


Açık duran pencerenin önünde oturmuş birini bekler gibi bir hali vardı. Esen yelin savurmasıyla dağılan saçlarını itinayla toplarken, bir yandan da sanki kilosu yetmezmiş gibi ha bire atıştırıyordu. 0 doğalı tam tamına 33 yıl 5 ay 24 gün olmuştu. Prens denen uyuz henüz ortalıkta yoktu.

Annesini kaybettikten sonra iyice içine kapanmış, yaşlı babasıyla kala kalmıştı. Bu anlatılan kız, benim annemdi! Ama şimdilik ben portakal bahçesinde atıl bir vaziyette vitamin olarak apartta beklemekteyim! Babasının (Dedem de diyebilirim) öksürük sesiyle irkildi. Dedem “kızım üşüteceksin, hava o kadar sıcak değil” deyince, umursamaz bir edayla yerinden kalktı, açık olan pencereyi kapatıp mutfağa yöneldi.

Dedem Mustafa efendi Demiryollarından emekli olalı 15 sene olmuştu, ninemin de ölmesiyle bayağı sarsılmış, uzun süre hastanede tedavi olmuştu. Annemin arkasından bakıp, iç geçirerek “Yarın ölüp gideceğim şu kızı bir baş göz edemedim, üstelik o kadarda kısmeti çıkmıştı” diye kendi kendine söylendi.

Ertesi gün, dedem annemi bir kenara çekip: ‘Bak kızım! Ben bu gün varım yarın yokum. Cemil efendi ile evlensen diyorum” dedi. Annem olacak salak “Yarın nereye gidiyorsun” diyecek kadar saftı. Allah’tan bak kızım derken nereye bakıyım baba demedi. Zekamı annemden almış olmalıyım. İşte hayat benim için burada başlıyordu. Annem ‘Hayır Cemil efendi çok yaşlı hem...” dedem sinirlenmişti “Iyi, ne halin varsa gör” diyerek dışarı çıktı. Annem de en büyük sırdaşı olan Müsebbiye Teyzenin yanına koştu. Kadın bilmişin teki, ne bilmez ki? yarışmaya soksan en büyük ikramiyeyi o alır. Gündemi yakalamak istersen onunla azcık konuş, yada borsa, yada mahallede, kim kiminle, kısaca her şeyi bilir. Annem çoktan Cemil efendiye razı olmuştu da! O kadının yüzünden kabul etmedi. Neymiş efendim annem gençmiş, güzelmiş, elini sallasa ellisiymiş! Daha neler,hem ben ne olacağım,babam Cemil değildi ki!

Zavallı annem! 0 saatten sonrada koca bulmak için gitmediği düğün- dernek kalmamıştı. Hatta bir seferinde memur eylemine bile katıldı, az daha tutuklanıyordu da Allah’tan tanıdıkları sayesinde yırtmış paçayı. Akşam üstü dedem çayını yudumlarken, annem de bitmez tükenmez çeyizlerine yeni kreasyonlar ekliyordu. Dedemin aklına birden, olacak ya, kızının kreasyonlarının çok eskidiğini ve yerine yenilerini eklemesi gerektiğini düşünmüş olmalı ki annemi biçki dikiş kursuna göndermişti.

Aradan bir ay geçmiş, kurs annemi pek sarmamış olsa gerek kursu bırakmıştı. Öğle üzeri eve sevinçle gelen dedem, annemi evde görünce şaşırsa da; “Kızım akşama görücü gelecek” dedi. Annem istemiyorum yan cebime koy der gibi görünse de kikirdeyerek odasına yöneldi. Gardırobunu telaşla açtı, nede olsa akşama giyeceği elbise çok önemliydi.

Akşam olmuş görücüler gelmişti. Damat adayı 35 yaşlarında üniversite mezunu ve üstelik de çok yakışıklıydı. Çok geçmeden annem misafirlere hoş geldin demek için salona girdiğinde; Muhteşem kıyafetiyle göründü. Başta dedem olmak üzere herkes şok olmuştu. Onu görenler akşama sahneye çıkacak sanırdı. Birde makyaj yapmıştı ki! Nasıl tarif edeyim? Görücüler oğullarına bakıp, bizim evladımıza kastımız yok dercesine apar topar evden kaçtılar. Bu arada dedem zıvanadan çıkmıştı. Annem ise hiçbir şey olmamış gibi pişkin pişkin “ne varmış kıyafetimde” derken bile, yırtmacından çıkan çarpık bacaklarına rağmen yüksek topuklu ayakkabılarının üzerinde zor duruyordu. Dedem, “Allah ıslah etsin, ne diyeyim” diyerek odasına çekildi.

Aradan epey zaman geçmişti. Dedem her zaman olduğu gibi kahvede oturmuş gazetesini okuyordu. Bir ara yan masada oturanların konuşmalarına kulak kabarttı. Adam konuşmasında komşularının kızının daktilo kursundan biriyle kaçtığından bahsediyordu. O an dedemin kalbi yerinden fırlayacaktı. Kahveden apar topar kalkıp hızlı adımlarla eve giderken, kendi kendine söyleniyordu. Annemi her zaman ki gibi pencerenin önünde oturmuş, beyaz atlı prensin hem de en beyazını bekler vaziyette buldu. Kızına bakıp “sık kızım dişini az kaldı” diyecekti nerdeyse.
Ertesi gün kısa bir araştırmanın sonrasında annemi daktilo kursuna yazdırmıştı bile. İlkokulu zar zor okuyan bir kızın 33 ünde daktiloyu öğrense ne olacak düşünmeyin lütfen! Unutmayın ki bu kurs benim için çok önemli! Hem beni de tanıyamazsınız.

Olanlara bir anlam veremeyen annem, kursun 20 günü doldurmuştu. Bu süre zarfında annem, daktilo yazmak dışında harikalar yaratıyordu! Kendince eleştirilere bile başlamıştı. Teneffüslerin birinde sıra arkadaşına “Teneffüsler neden 10 dakika oluyor da dersler 45 dakika” diye sorunca… Yanındaki bayan “günlerdir ben bu salakla mı arkadaşlık ediyorum” diye kendine kızdı.

Annemde kursun ilerleyen günlerinde bir gariplikler olmaya başlamıştı! Kursiyerlerin bunu anlaması fazla uzun sürmedi. Ders süresince, otuz yaşında kara kuru geyiğin biri annemi süzüyordu. Bu zat, annemin de nazarı dikkatinden kaçmamıştı. Yanakları alı al, moru mor oluyordu. Hoş annemin bu saatten sonra naz yapmak gibi bir lüksü de yoktu. Hani adam istese orada verecekti ama! Yine de biraz naz yapsa iyi olurdu. En azından romantiklik açısından. Sonra ne derler?

Kursun ikinci ayı tamamlanmıştı. Kursiyerlerin sular seller gibi daktilo yazmalarına karşın, annem tuşlarda hala B harfinin yerini arıyordu. Neden B, biliyor musunuz? Bahattin. Hani annemi sınıfta bir aydır kesen varya, işte o Bahattin. Annem, her seferinde B‘yi Bahattin’e sormak için yerinden kalkıyor, sonra tekrar yerine dönüyordu. Dersin birinde yazılması istenen metinler içinde B olmayan kelimelerle karşılaşan annem, kurs hocasına tavır bile almıştı. Neyse ki ertesi gün verilen metinde bolca B vardı. 0 gün annem yine B turuna çıkmıştı ki... hoca biraz da içerleyerek “Biz neciyiz? Bana niye sormuyorsun?” diye yırtındı. Ama onlar hocayı ciddiye bile almadılar.

Kasımın 25 i olmuş, dedem hastalanmış, durumu da pek iyi değildi. Annem elini çabuk tutmalıydı. Bir türlü Bahattin’e “al beni buralardan kaçır” diyemiyordu. Bu teklifin ondan gelmesini bekliyordu.

Ertesi gün kaloriferler bozulduğundan dershane çok soğuktu, elektriklerde yanmıyordu. Bu yüzden kurs da tatil edilmişti. Herkes sevinmişti ama! annem ile Bahattin’in sevincine su bile dökemezdi. Allah bilir Naim bile olimpiyatlarda madalyasını alınca o kadar sevinmemiştir.

Ben artık dünyaya gelmek üzere Bahattin’in yani babamın vücudundan yola çıkmaya hazırlanmıştım bile. Eğer kendine hakim olmasaydı bu yazılanları bile okuyamayacaktınız. Ama babam delikanlı adammış böyle bir şey yapmadı. El ele göz göze romantiklik olsun diye pastaneye gideceklerdi. Hiç olur mu be kardeşim. Annemin acelesi var, bak dedemde hasta!

Havanın soğuk olmasına rağmen Bahattin’i ikna eden annem, onu parka gitmeye ikna etmişti. Annemde az o… değilmiş hani. Parkta birkaç uyuz köpekten başka kimsecikler yoktu. Yaşasın! Az ileride tenha bir yer görmüştüm. Ama iki şapşal fark edememişler, sol tarafa bakmıyorlardı, çıldıracaktım. Neyse ki köpekler hırlayınca canlarını kurtarmak için gördüğüm yeri onlarda fark etmişti. Kısa bir süre sonra ben artık gün saymaya başlamıştım.

Günler bir birini kovalarken, annemde Bahattin’i kovalıyordu. O gün annemin içi içine sığmıyordu. Oysa Bahattin çok durgundu ve bir duvardan farksızdı. Sanki hiçbir şey olmamış gibi annemi görmezlikten geliyordu. Her zaman olduğu gibi annem yine daktilodaki B tuşunu bulamama krizine girmişti. Öyle ki! Tam 23 defa B harfini sormak iç

Tarih:2008-08-19         Hit: 52

Enfes.NET Alt Menü

Evlilik Dersleri | Aşk Testi | Aşk Resimleri | Gül Resimleri | Aşk Dizeleri | Mesajlar | Şiirler | Aşk Sözleri | Aşk türleri | Aşk Dersleri | Felsefi Sözler | Ata Sözleri | Günaydın Mesajları | Maniler | Özür mesajları | Küfürlü Mesajlar | Teklif Mesajları | Yalnızlık Mesajları | Geçmiş Olsun Mesajları | Nefret Mesajları | Kutlama Mesajları | Asker Mesajları | Komik Mesajlar | Babalar Günü Mesajları | Anneler Günü Mesajları | Sevgililer Günü Mesajları | Yıl Dönümü Mesajları | Doğum Günü Mesajları | Ayrılık Mesajları | Dostluk Mesajları | Anlamlı Sözler | Aşk Mesajları | Galatasaray Mesajları | Kandil Mesajları | cam balkon | Aşk | Sevgi Mesajları | Sitem Mesajları | Enfes Script | Öpüşme | Öpüşme Şekilleri | Saç Modelleri | Saç Bakımı | Yeni Yıl makyaj Trendleri | Aşk Videoları | Aşk Şiirleri | Makyaj Hileleri | Cilt Bakımı | Gelin Saçı | Güzel Sözler

| Sohbet Odaları | Chat |
Untitled Document
  Hava Durumu
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
ANKARA
 Günün Resmi
Masa Üstü Resimleri
 Son Eklenen 5 Video
Burhan Altıntop ve Komşusu
Sertab Erener Hayat Beklemez
Mematinin Türküsü Kurtlar Vadisi
Mustafa Uluköylü Aşk Şiiri
Son Eklenen 5 Resim
Galatasarayi resmi
Masa Üstü Resimleri
Aşk Kokan resim
Cici bebek
Güzel Bebek
Iletisim | Anasayfam Yap | Sik Kullanilanlara Ekle
Enfes.NET : 06-22-2005 Tarihinde yayın hayatına başlamıştır. Web Sitemiz Google aramalarında ; aşk, aşk sözleri, fotoğraflar, gül resimleri, maniler, mesajlar, aşk mesajları, aşk şiirleri, aşk hikayeleri, şarkı sözleri, güzel sözler, öpüşme, saç şekilleri, öpüşme şekilleri,diyet, güzel resimler, video izle, ev dekorasyon, yerli diziler, moda, sinema, sağlık, diyet, egzersiz, astroloji, rüya yorumları, rüya tabirleri, fıkralar, cinsellik, erkek moda, 2007 moda, 2008 moda, abiye, cam balkon, katlanır cam, barkod, patent, marka, cam balkon sistemleri gibi aramalara öncülük eden kaliteli bir web sitedir. Sitemizin içerikleri gelen talepler üzerine düzenlenip güncellenmektedir. Son Güncelleme : 26.08.2008 Saat 15:26:58 dır. Eğlence